Bu "Biz de aynı yollardan geçtik." saçmalıkları fazlasıyla midemi bulandırıyor.
Herhangi bir ilahi gücün varlığından emin olmadığımız bir evrende, oldukça kısa bir hayat sürüyoruz. Tarihe adını "En çok yaşayan insan" olarak yazdırmayı başarmış olan, fakat adını hatırlayamadığım Çinli bir zat bile 260 küsür yaşamıştı sanırım. O kişi hayat enerjisini, üretkenliğini kaç yaşına kadar korudu bilemem. Ama günümüz insanına baktığımda, 3 haneye ulaşabilenlerin sayısının çok az olduğunu görüyorum. Kaldı ki, 260 yıl da evren için çok kısa bir zaman dilimi.
Neyse, fazla uzattım girişi. Söylemek istediğim, hepimiz insanlığın bir parçasıyız. Her bir hücremizle evrenin ve türümüzün bir parçasıyız. Her birimiz doğuyor, kendimizce bir hayat yaşıyor, ve ölüyoruz. Herkesten Gandhi, Luther, Nietzsche falan olmasını bekleyemezsiniz. Zaten böyle bir şey mevcut dengeyi bozar, yeni bir denge yaratır. Tek yumurta ikizleri bile birbirinin birebir aynısı olamazken, her insanı eşit kapasitede değerlendirmek, yalnızca gereksiz iyimserlik olur. Fakat sorun şu ki, yukarıda saydığım gibi aktivist yahut düşünür insanlar, özellikle günümüze bakıldığında, bir şeyleri değiştirebilmek için fazlasıyla yetersiz sayıda. Ve bunun en büyük nedeni de en başta belirttiğim üzre, kabullenici korkaklar.
Hiç kimseyi suçlamanın, yadırgamanın, ezmenin, dışlamanın falan derdinde değilim, yanlış anlaşılmasın. Ben yalnızca bundan sonrakiler için ve halen çok geç kalmamış olanlar için bir bilinç yaratma gayretindeyim. Ben 18 yaşındayım, haliyle tavsiye verenlerim bol oluyor.
İşin aslı, ben bile geçtiğimiz yıllarda klişe nasihat verdiğime göre, nasihat vermek insanın doğasında olan bir şey. Herkesin mutlaka nasihat verdiği birileri vardır. Yaptığı seçimler neticesinde yahut farklı etkenler dolayısıyla görece olumlu veya olumsuz neticelerle karşılaşmış insanlar, bu tecrübeleri üzerinden birilerini uyarma ihtiyacı hissediyor. Bu biraz da insanın kendini yararlı hissetme dürtüsünden kaynaklı olsa gerek. Fakat işin aslı, yaş hiçbir önem teşkil etmiyor. Ha bu arada ara not düşeyim, bu yazı herkesi kapsamaz ha. IQ'su çoğunluğun üzerinde olanların çıkarım yapması önemli. Neyse dediğim gibi, yaş bir önem teşkil etmiyor. Biraz absürd bir örnek olabilir ama bu sistemde insanlar Gta Vice City halkına benziyor. Yani evet, farklı hayatlar ve yaşanmışlıklar var ama, hepsinden tahmin edemeyeceğiniz kadar çok var zaten. E hal böyle olunca, 18 yaşındaki toplumdan izole iyi bir gözlemcinin (Zaten topluma dahil olan iyi gözlemci olduğunu hiç sanmıyorum) 50 yaşındaki topluma dahil bir bireyin tecrübelerinden pek de kazanım elde edebileceği söylenemez.
Yani diyorum ki sevgili zeki ama korkak insanlar, kabul edilebilirliği seçmeyin. Bir eş bulmak, iş edinmek, mülkiyet ve tüketim toplumunun cezbedici nimetlerinden yararlanmak falan bunlar tabii ki kulağa çok hoş gelebilir. Ama evren belirsizliklerle dolu ve zamanın birinde evrende enerji olarak dolaşacağınızı düşünürsek, türünüzün çoğunluğuna olan bu kapasite üstünlüğünüzü heba etmemeniz gerek. Bu her şeyden önce etik değil. Hepimizin bir kapasitesi var ve sahip olduğumuzla elimizden gelenin en iyisini yapmak ve sınırlarımızın sonuna kadar gitmek bence en öncelikli sorumluluğumuz. Açıkçası kelimeler aklımdan geçenlere pek tercüman olamıyor, ama benden daha zeki veya benim 18 yaşındaki halimden daha bilgili olan birilerinin yorumlayarak yahut sorgulayarak daha yararlı hale getirebileceğini düşünüyorum. O kadar sıkıldım ki farkettiyseniz noktalama işaretlerini bile sallıyorum bilmem kaç satırdan beri. Neyse, zaten sabahın körü ve uykusuzlukla başa çıkmak için kafein ve Ritalin almış bulunuyorum. Bunları birilerinin 2017'de, 2020'de falan okuyup, anlamasını beklemiyorum. Dedim ya, içimden geldiği gibi karalıyorum işte. Belki keşfedilir, belki de bir gün yolun başındaki düşüncelerimi derlediğim bir esere eklerim. Evren belirsizliklerle dolu dostlar, zamanınızı ve enerjinizi verimli kullanın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder