Sosyal medyanın en popüler platformlarından biri olan Onedio'da bir içeriğe rastgeldim. Önce içeriği, ardından da yorumlarda dönen tartışmaları inceledim. Hep aynı şeyler. Yıllardır bu konular üzerine polemik yaşandığında kurulan cümlelerin birebir aynılarını gördüm.
Yahu, bu 2.2=4 kadar bariz. Eğer bir sorunu çözmek için başvurduğunuz yöntem işe yaramıyorsa, yöntem değiştirirsiniz.
Ama yok! Türkiye'de böyle bir şey yok! Herkes inatla aynı yöntemde ısrar ediyor.
Ne zaman konu giyim özgürlüğüne, tecavüzlere, kadına şiddete, ataerkil toplum yapısına gelse, bozuk plak gibi aynı tartışmalar aynı cümlelerle dönüyor. Bir vazgeçin yahu, aklınızı kullanın!
Mesele açık. Önemli olan yaşanan sorunlara öfke ve nefretle yaklaşmak yerine, köken arayışına girerek çözüm üretme çabasına tam da buradan başlamaktır. Ben burada blog yazıyorum, Fatma falanca gazetenin köşesinde yazıyor, Ahmet Facebook profilinde paylaşıyor. Böyle çözülmez. Akılcı konuşan ve davranan insanların sayısının acilen artması lazım.
Bakınız ben size cinsel suç oranının Ortadoğu coğrafyasında ve bu coğrafyanın en medeni ülkesi olan Türkiye'de dahi niçin bu kadar yüksek seviyede olduğunu size açıklayayım;
Öncelikle ben bilim insanı değilim. Ve bu konular hakkında yeterince araştırma da yapmadım. Yani yazımda sizlere insanın biyolojik yapısı hakkında bilimsel bilgiler sunamayacağım.
Fakat bu, yadsınamaz bir gerçektir: Cinsel ihtiyaç insanın doğasında doğumundan itibaren vardır, ve bir ihtiyaç meşru yollarla giderilmediği sürece, er ya da geç gayrimeşru patlamayla sonuçlanır.
Bakın, biz eğitimsiz bir ülkeyiz. Çocuk, ergen, yetişkin, orta yaşlı, yaşlı insan vb. psikolojisi üzerine, sokakta yürüyen 1000 kişiden 999'unun elle tutulur ve toplumsal yaşamda kendisine ve/veya mensubu olduğu topluma yarar sağlayacak, hayatı daha yaşanılabilir kılacak bir bilgi birikimi yok. Sorgusuzca kabullendiğimiz eğitim sisteminin her şeyden önce bize bunları öğretmesi ve empati kurma alışkanlığı kazandırması gerekmektedir. Ve ne yazık ki kitleler ayaklanmadıkça hiçbir hükumet de bu sorunları çözmek için gereken gayreti gösteremez. Koltuk sevdasına kapılan politikacıların bizi biz kadar sevmesini beklemeyin.
Bir başka gerekçe;
Din.
İslam dini, katı kurallarla insanların pek çok tabii ihtiyacını karşılamasına engel teşkil etmektedir.
Dinin gerçekliğini sorgulamayan bireyler, zina veyahut linç korkusuyla uzunca bir süre güdülerini bastırmaya mecbur kılınmaktadır. Hal böyle olunca, bastırılmış bireyin ilk fırsatta başkasının yaşam hakkına kastedecek kadar tehlikeli bir şekilde bu güdüsünü dışa vurma eğilimine başvurması kaçınılmaz olur.
Devam edecek...
29 Aralık 2016 Perşembe
18 Aralık 2016 Pazar
Benlik Üzerine
Yalnızsınız. Kısa hayatınızda mutluluk nedir hiç bilmemişsiniz. Boktan bir aile geçmişinin üzerine toplum tarafından hor görülmüş ve dışlanmışsınız. İyice asosyal hale gelmişsiniz. Eğitim hayatınız da boka sarmış, mahvolmuş. Derken birkaç işinizin rast gitmesi sonucu topluma ve sisteme yeniden dahil olmayı başarmışsınız. Üstüne bir de topluma uyum sağlama sürecinin sancılarıyla mücadele etmişsiniz. Her şey iyi, hoş, onu da atlatmayı başarmışsınız. Varoluşsal sorunlar kalmış bir tek geriye. E onlar da bir bir geçip gidiyor. Her şey iyiye gidiyor derken, artık toplumun bir parçası olmayı başardığınız için arkadaşlıklar arıyorsunuz. Rol yapıp kendinizi sevdirmek için taklalar atmak yerine, çocuk saflığıyla yalnızca arkadaş olmak istediğinizi söylüyorsunuz. Dogmatik düşüncelere kapılan insanlar sizin saf arkadaşlık girişiminizin arkasında bir dünya art niyet arıyor, size soğuk davranıyor, öldürüyor içinizdeki samimi insanı. İnsansınız siz de nihayetinde. Canınız yanıyor, üzülüyorsunuz, acı çekiyorsunuz. Başınıza gelen bu olayları baştan sona anlamlandırabilecek kapasitede olsanız bile, duygularınıza yenik düşmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi. Tek bir küfür etmedim şu yazıda, hala da zor tutuyorum kendimi etmemek için. Etmeyeceğim, bir başka grup gerizekalı içimdeki onca iyiliğe rağmen ettiğim 3 kuruşluk küfre takılamasın diye etmeyeceğim. Yaşamak zorunda olduğum toplumu hem seviyorum hem de nefret ediyorum.
İslamofobi, Beyaz Adam ve Biz
Agnostik bir Türk gencinin dilinden, toplumumuzda hızla ve tehlikeli bir şekilde yayılan islamofobi üzerine kısa bir sitem
Bizim insanımızda yaklaşık olarak bu son 10 yılda oluşan islamofobiyi anlamlandırmak mümkün değil.
Sırf komplekslerimiz yüzünden kendimizden olana saldırmanın anlamı yok. Müslüman olmayabilirsin, islamın hak din olmadığını da düşünebilirsin. Ve dahi gerçekten öyle de olabilir. Ki ben kendim de müslüman değilim. Fakat dünya çapında islamofobiyi yaymak için, radikal islamcı örgütleri kimin organize ettiği apaçık ortadayken, sırf inançları yüzünden kendi coğrafyamızın insanlarına nefret kusmak, büyük bir ayıptır ve son derece mantıksızdır. Size en yakın insanları hor görürken, kimlerin ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkına varın. İslamofobi sadece müslümanların değil, yeni dünya düzeninin karşısında olan herkesin mücadele etmesi gereken bir sorundur. Beyaz adam buraya geldiğinde müslüman, ateist, deist ayırmayacak, kendinize gelin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

