"Bir insan, topluma ya da başka bir insana zarar vermediği sürece istediği gibi eğlenebilir. Buna ister yılbaşı der, ister Noel der. Bunu yaparken ister hindi yer (bir vejetaryen olarak yememelerini isterim, elbette...), ister içki içer... Bu konuda ölçüt bellidir. Başkalarına ve topluma zarar vermemek. Ancak nedense, kendisini İslâmcı ya da muhafazâkâr olarak görenlerin çoğu için bunun önemi yoktur. Her yılbaşı yaklaştığında, cehennem korkusu üzerinden söylenen sözler, dövülen Noel Babalar, gazete îlanları, afişler... Bireysel hareketlerin önemi yok. Bununla birlikte İslâmcı dernek ve vakıflarda yaşanan çocuk tâciz ve tecâvüzleri, İslâmcı yurtlarda ölen çocukların hiçbir önemi yok. O zaman önemli olan nedir? Ahlâk mı? Öyle olsa, çocuklara yapılanlardan dolayı ortalığı ateşe vermeleri gerekirdi. İnanç mı? Öyle olsa, İslâm'ı kullananlara ve böylece zarar verenlere saldırırlardı. Kültür mü? Öyle olsa, yabancı kültür unsurlarının tamâmına tepki gösterirlerdi. Peki, ne? Özgürlüğün ta kendisi... Özgürlük, topluma, kişilere ve doğaya zarar verilmediği sürece her türlü kişisel hareketin serbestliği olduğu gibi, toplum, kişi ve doğa düşmanlarının da korkulu rüyâsıdır. Zîrâ bilinç ve düşünce sâhibi olan hiç kimse, bir efendinin boyunduruğuna girmez."
-Alıntıdır;
Kutlu Altay Kocaova
Kutlu Altay Kocaova
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder